Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
21 Kasım 2008, 02:47:39
8821
Mesaj
1728
Konu Gönderen:
2136
Üye
Son üye:
ZURNACI
PORTAL
Ana Sayfa
SOHBET
Yardım
Giriş Yap
Kayıt
Giresun Yasam Portalı -Forum
|
GİRESUN
|
Giresun
|
Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Gönderen
Konu: Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine (Okunma Sayısı 501 defa)
barva
Site Sakini
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 304
ÇERNOBİL HALA ARAMIZDA...
Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
«
:
25 Nisan 2007, 14:39:50 »
Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
Üç gün süresince (13-14-15 Nisan) onbinlerce Giresunlu’nun ve İstanbullu’nun hayranlık dolu bakışlarla gezip, gördüğü “Feshane Giresun Günleri” pek çok tatlı anılarla uğurlanırken, belleklerde cevap arayan bir de soru bıraktı.
Dilerseniz festivalin genel durumunu birkaç satırla özetledikten sonra, cevabı aranan soruya geçelim.
Onlarca standıyla; sergilenen el emeği, göz nuru sanat eserleriyle; başta fındığı, cevizi, mısır unu, çayı, suyu, maden suyu, helvası, pestili, baklavası, kadayıfı, su böreği olmak üzere envai çeşit gıda ürünleriyle; buram buram Giresun kokan posterleri, fotoğrafları ve tablolarıyla; İbrahim Can, Nazan Sıvacı, Yılmaz Turan, Yücel Öner, M.Sırrı Öztürk, Katip Şadi, Naci Keskin, Kara Davut, Ömer Can başta olmak üzere birbirinden değerli sanatçılarıyla; Giresun Belediyesi Halk Oyunları Ekibi başta olmak üzere il ve ilçe bazındaki çeşitli halk oyunları ekipleriyle; kemençesi, davulu, zurnası, bağlaması, kavalıyla; dünyanın dört bir yanından rahatça izlenebilen medarı iftiharımız Mavi Karadeniz TV’nin kusursuz canlı yayınlarıyla; akıllılarıyla, delileriyle, velileriyle; kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle, çoluğuyla-çocuğuyla… bir “şaheser” bir “dev” uyandı, Feshane’de!
“İşte biz buyuz, dimdik ayaktayız” diye haykırdı, kahramanlar kahramanı Topal Osman Ağa’nın asil ve mert torunları!
42 ve 47.Alay oldular, tümen oldular, kolordu oldular, ordu oldular… Akın akın Eyüp’e Feshane’ye yürüdüler… Yere, göğe sığmadılar. Sesimiz tüm İstanbul semalarını, arş-ı alayı sardı! Umarız bu gür sesi siyasilerimiz de duymuştur. Hüseyin Besli, Ünal Kacır gibi iki “nazar boncuğu” yetmiyor artık bize. Bu sayı en azından beşe-ona çıkmalı! Örneğin, “bu fakir” sizleri arslanlar gibi temsil eder, parlementoda, buna emin olun! Zaten şimdiden “arslansın, kaplansın hocam” diye gaz vermeler başladı bile! Gençleri bilmem ama, eskiler Ortaçeşme, Beykoz çayırlarında 20 yıl krampon izleri bırakan, tekmeye kafasını uzatan “Çılgın Seyfi”yi unutmadılarsa eğer… Beykoz’da oy patlaması bile yapabiliriz!
Şaka bir yana… Siyaset biraz karışık bir iş. Sonra biz öyle iş takipçiliği, ihale bağlama, adam kayırma gibi… Abidik gubidik, gayduru gubbak işlerden hiç anlamayız. Bunun en büyük kanıtı… Otuzaltı yıllık bürokratlığımız esnasında;bir el arabamızın bile olmamasıdır! Eğer, merhum vali Recep Yazıcıoğlu tipi, “dediği dedik,çaldığı düdük” diyen, kafasının dikine giden bir siyasetçiye ihtiyacınız varsa…
“Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!” deyiminden hareketle… “Yan cebimizi” açık tutuyoruz,her ihtimale karşı!
Neyse biz sadede gelelim. Bu güzel organizasyonu gerçekleştiren, başta Giresun Dernekleri Genel Başkanı Halil Kütük kardeşim olmak üzere emeği geçen tüm dostlarımı yürekten kutlayıp,gelecek yıllarda da devamını dilerken… Cevabı aranan soruya geliyorum.
Düşünebiliyor musunuz… Taa bin kilometre öteden yani Giresun’dan bir halk oyunları ekibimiz (Giresun Belediyesi Halk Oyunları Ekibi) geliyor. Genç, güzel ve sempatik hocaları Özlem Gök tarafından mükemmel de hazırlanmışlar. Ama o da ne? Karşılamalar, Fingiller, Horonlar, Kolbastılar iyi,güzel hoş da… Fındığı gibi, kirazı gibi, Giresunumuz’un adeta bir başka alamet-i farikası olan…
“TÜFEKLİ ÇANDIR”ımız yok!!!
Mavi Karadeniz TV adına sunuculuk yapan sevgili Uğur Bilgi kardeşim, ekibimizi sahneye davet etmeden önce bir ara, ekibimizin giydiği kostümlerin Topal Osman Ağa’nın kıyafetinden biraz farklı olduğuna değindi. Olayı sahne kenarından izlemekte olan bendeniz bir işaretle sunucu kardeşimi yanıma çağırarak, kıyafetten önce, niye “tüfeksiz” olduklarını sormasını istedim.
Aslında o da, ben de konuyu biliyoruz da… Tabir yerindeyse “damardan” girip… Olayı bir de orada, canlı yayında kamuoyuna duyurmaktı, maksadımız. Sevgili Uğur çok ustalıklı bir üslupla sorusunu patlattı:
-Hani sizin tüfekleriniz?
Cevap:
-Eski valimiz yasakladı!
Geçen yıl eski valimiz Şükrü Kocatepe tarafından böyle bir yasak kararı alınmış, bendenizin de aralarında bulunduğu pek çok gazeteci tarafından olayın yanlışlığına ilişkin yazılar kaleme alınmıştı.
Her ne hikmetse bu karardan bugüne kadar dönüş olmamış, uygulama aynen devam etmiştir.
Nasıl ki, “hançer” Erzurum, “kılıç-kalkan” Bursa, “orak” Adıyaman, “mum”(Çayda Çıra) Elazığ halk oyunlarının ayrılmaz bir parçası hatta alamet-i farikası ise…
“ÇANDIR TÜFEKLİ” oyunu da Giresun’un alamet-i farikasıdır. Giresun kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Yüzyıllardır da oynanmaktadır. Her bir figüründe… Hamaset ve zerafet vardır.
Sanat vardır, kültür vardır, emek vardır. Osman Ağa vardır, yiğit Giresun Uşağı vardır.
Horon başta Akçaabat olmak üzere tüm Doğu Karadeniz illerinde…
Keza “Karşılama” çeşitleri Trakya ve diğer bazı yörelerimizde de vardır ama... “ÇANDIR TÜFEKLİ” Giresun’a özgüdür, sadece ve sadece Giresun’da vardır! Bu illerde görev yapan hiçbir valinin, sözünü ettiğimiz bu oyunları yasaklamayı aklından bile geçirmediğine eminim. Kaldı ki, Giresun’a da bugüne kadar onlarca vali geldi, gitti ama hiçbiri böyle bir yasak getirmedi. Bu oyun Giresun’da KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, zamanın valilerinin, belediye başkanlarının, yüksek rütbeli komutanların, yargı organı mensuplarının…
Bu oyun Ankara’da bakanların, milletvekillerinin, yüksek yargı organı başkan ve üyelerinin…
Bu oyun İstanbul’da Harbiye Askeri Müzesi’nin bahçesinde yine o zamanki Giresun Valisi (A.Haydar Öner)’nin, her kademeden önemli devlet ricalinin, yüksek rütbeli subayların… Huzurunda oynandı, kıyamet de kopmadı. Hatta bundan yedi ya da sekiz sene önce folklorcularımız Çankaya köşkünde o zamanki Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel tarafından “tüfekleriyle” birlikte kabul edilmişti. Olaya ilişkin gazete küpürünü hala saklarım. Oysa, değil Cumhurbaşkanlığı makamına tüfekle girilebilmesi, hatta Köşk’ün bahçe kapısından içeri tırnak çakısıyla bile girmek mümkün değildir. Daha geçen yıl, görev yaptığım yurtta (Altunizade Öğrenci Yurdu) kurduğum Giresun Yöresi Halk Oyunları Ekibimle hem İstanbul’u hem de Bursa Kapalı Spor Salonu’nu “bum bum” sesleriyle inletip, barut dumanına boğarken…
Üstelik bu gösterileri, etkili ve yetkili kişilerin huzurunda sergilerken… Bir Allah’ın kulu da karşımıza geçip, “Durun, ne yapıyorsunuz siz kardeşim?” demedi. Aksine, avuçları patlarcasına bizleri alkışladılar. Çünkü burada bir “kültür” sergileniyordu. Şurası bir gerçek ki… Dünya kurulalı beri silah hep olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu tek kırma tüfeklerimizin bence şöyle masumane bir esprisi ve mesajı da var:
“Dünyada savaş olmasın, hiçbir canlıya silah doğrultulmasın. İllaki silah kullanılacaksa, ancak böyle oyunların bir figürü olarak kullanılsın.” “Tabancamın sapını gülle donatacağım” diyen o anlamlı Trabzon türküsünde ifade edildiği gibi… Şiddet aracı olan bir silahı bile gülle donatacak bir inceliğe sahiptir, Karadeniz insanı. Nitekim bizim basit, tek kırma tüfeklerimiz havaya kurusıkı barut dumanıyla birlikte, gül değilse bile konfeti fırlatıyor.
Bir başka faydası da şu, tüfeklerimizin: Bunları kullanan gençlerimiz vatani görevlerini yapmaya gittiklerinde en azından silaha yabancı olmayacaklardır! Hem sonra, halk oyunlarında kullanılan bu tüfeklerin bugüne kadar her hangi bir insanın burnunu kanattığını, hayvan katliamı yaptığını,banka soygunlarında kullanıldığını,devletin kolluk güçlerine doğrultulduğunu…ben şahsen ne duydum,ne de gördüm. Duyan, gören varsa lütfen söylesin. Ha, deniyorsa halkta korku yaratıyor, ki gerekçelerden biri de buymuş.
Eğer korku bir insanın damarlarına sinmişse, yanında bir kese kağıdı da patlatsanız, korkar. Üç-beş kişi korkacak diye,yüzyılların imbiğinden geçerek günümüze kadar gelen bir kültür, keyfi bir kararla yok sayılamaz,sayılmamalı!
Sonuç olarak…
Öncelikle; “Hoş geldiniz!” dileklerimle, yeni Valimize…
Sonra da Milletvekillerimiz, GİFSAD, GUFAT, Giresun Belediyesi, Turizm ve Tanıtma Derneği başta olmak üzere, Giresun’a ve Giresun kültürüne hizmet eden tüm şahıs, kurum ve kuruluşlara soruyorum:
“Kremasız” pastadan, “sossuz” yemekten, “garnitürsüz” kebaptan, “şekersiz” çaydan lezzet alır mısınız?
“Almam” diyorsanız, ki normali de budur.
Lutfen bizi yeniden “tüfeklerimizle” buluşturun…
“ÇANDIR TÜFEKLİ”mizden mahrum bırakmayın!
***
HAFTANIN İNCİLERİ:
FİSKOBİRLİK ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER
*GESOB Başkanı Ali Kara, sivil toplum örgütlerine seslenerek; “FİSKOBİRLİK’in batışını seyredemeyiz.” demiş.(Yeşilgiresun,14.4.2007)
Doğru söylemiş.
Kale’den güneşin batışını seyretmek varken…!
***
*FİSKOBİRLİK üreticiye geciken borçlarını ödeme “müjdesi” (!) vermiş.(Yeşilgiresun,2.4.2007)
Hani, Cenab-ı Allah garip kuluna önce eşeğini kaybettirip üzer…
Sonra tekrar buldurup, sevindirirmiş ya…
Bu da böyle bir şey olsa gerek!
***
*Eski milletvekilimiz Rüştü Kurt, “FİSKOBİRLİK’i yakında satarlar” demiş.(13.4.2007)
Zaten TMO “İn”, FİSKOBİRLİK “Out”…
Satmayıp da ne yapsınlar?
“Battı balık yan gider”…
Sat gitsin anasını!
***
PARALAR ÇÖPE…
CHP Giresun Merkez İlçe Başkanı Kerim Aksu, “Belediye Başkanı 200 milyarı çöpe attı” demiş.(Yeşilgiresun,13 nisan 2007)
Büyütmeye ve telaşa gerek yok.
Malum, artık YTL var ya…
Tedavülden kalkan TL banknotlarıdır, çöpe atılan!
***
SÖZÜN ÖZÜ:
“Hiçbir şey imkansız değildir.Kafana koyduğun her şeyi yapabilirsin.Nerede bir istek varsa,orada bir yol vardır.”
N.Donald Walsch
BESTEKAR VE GÜFTE YAZARLARIMIZ:
UNUT BENİ
Unut beni kalbimdeki hicranla yalnız kalayım,
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım.
Bu kaçıncı söz verişin söyle nasıl inanayım,
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım.
Güfte:Ahmet Kaçar (*)
Beste:Şükrü Tunar
Makam:Rast
***
HAFTANIN DÖRTLÜĞÜ
Boşuna akord etmişiz biz zurnayı tiz Neva’ya,
Hiç bu perde üzerinde Muhayyer Faslı olur mu?
Od yaksan toprak ısınmaz cemre düşmeden hevaya,
Sokak ibişinden Kerem,Kezban’dan Aslı olur mu?
Ahmet Kaçar (*)
(*)1927 Görele-Çürükeynesil.(Önceki sayılarımızda bilgi verildi.)
Seyfullah ÇİÇEK
Logged
Reklamlar
Logged
arcadernek
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 41
Ynt: Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
«
Yanıtla #1 :
25 Nisan 2008, 15:57:31 »
Alıntı sahibi: barva üzerinde 25 Nisan 2007, 14:39:50
Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
Üç gün süresince (13-14-15 Nisan) onbinlerce Giresunlu’nun ve İstanbullu’nun hayranlık dolu bakışlarla gezip, gördüğü “Feshane Giresun Günleri” pek çok tatlı anılarla uğurlanırken, belleklerde cevap arayan bir de soru bıraktı.
Dilerseniz festivalin genel durumunu birkaç satırla özetledikten sonra, cevabı aranan soruya geçelim.
Onlarca standıyla; sergilenen el emeği, göz nuru sanat eserleriyle; başta fındığı, cevizi, mısır unu, çayı, suyu, maden suyu, helvası, pestili, baklavası, kadayıfı, su böreği olmak üzere envai çeşit gıda ürünleriyle; buram buram Giresun kokan posterleri, fotoğrafları ve tablolarıyla; İbrahim Can, Nazan Sıvacı, Yılmaz Turan, Yücel Öner, M.Sırrı Öztürk, Katip Şadi, Naci Keskin, Kara Davut, Ömer Can başta olmak üzere birbirinden değerli sanatçılarıyla; Giresun Belediyesi Halk Oyunları Ekibi başta olmak üzere il ve ilçe bazındaki çeşitli halk oyunları ekipleriyle; kemençesi, davulu, zurnası, bağlaması, kavalıyla; dünyanın dört bir yanından rahatça izlenebilen medarı iftiharımız Mavi Karadeniz TV’nin kusursuz canlı yayınlarıyla; akıllılarıyla, delileriyle, velileriyle; kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle, çoluğuyla-çocuğuyla… bir “şaheser” bir “dev” uyandı, Feshane’de!
“İşte biz buyuz, dimdik ayaktayız” diye haykırdı, kahramanlar kahramanı Topal Osman Ağa’nın asil ve mert torunları!
42 ve 47.Alay oldular, tümen oldular, kolordu oldular, ordu oldular… Akın akın Eyüp’e Feshane’ye yürüdüler… Yere, göğe sığmadılar. Sesimiz tüm İstanbul semalarını, arş-ı alayı sardı! Umarız bu gür sesi siyasilerimiz de duymuştur. Hüseyin Besli, Ünal Kacır gibi iki “nazar boncuğu” yetmiyor artık bize. Bu sayı en azından beşe-ona çıkmalı! Örneğin, “bu fakir” sizleri arslanlar gibi temsil eder, parlementoda, buna emin olun! Zaten şimdiden “arslansın, kaplansın hocam” diye gaz vermeler başladı bile! Gençleri bilmem ama, eskiler Ortaçeşme, Beykoz çayırlarında 20 yıl krampon izleri bırakan, tekmeye kafasını uzatan “Çılgın Seyfi”yi unutmadılarsa eğer… Beykoz’da oy patlaması bile yapabiliriz!
Şaka bir yana… Siyaset biraz karışık bir iş. Sonra biz öyle iş takipçiliği, ihale bağlama, adam kayırma gibi… Abidik gubidik, gayduru gubbak işlerden hiç anlamayız. Bunun en büyük kanıtı… Otuzaltı yıllık bürokratlığımız esnasında;bir el arabamızın bile olmamasıdır! Eğer, merhum vali Recep Yazıcıoğlu tipi, “dediği dedik,çaldığı düdük” diyen, kafasının dikine giden bir siyasetçiye ihtiyacınız varsa…
“Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!” deyiminden hareketle… “Yan cebimizi” açık tutuyoruz,her ihtimale karşı!
Neyse biz sadede gelelim. Bu güzel organizasyonu gerçekleştiren, başta Giresun Dernekleri Genel Başkanı Halil Kütük kardeşim olmak üzere emeği geçen tüm dostlarımı yürekten kutlayıp,gelecek yıllarda da devamını dilerken… Cevabı aranan soruya geliyorum.
Düşünebiliyor musunuz… Taa bin kilometre öteden yani Giresun’dan bir halk oyunları ekibimiz (Giresun Belediyesi Halk Oyunları Ekibi) geliyor. Genç, güzel ve sempatik hocaları Özlem Gök tarafından mükemmel de hazırlanmışlar. Ama o da ne? Karşılamalar, Fingiller, Horonlar, Kolbastılar iyi,güzel hoş da… Fındığı gibi, kirazı gibi, Giresunumuz’un adeta bir başka alamet-i farikası olan…
“TÜFEKLİ ÇANDIR”ımız yok!!!
Mavi Karadeniz TV adına sunuculuk yapan sevgili Uğur Bilgi kardeşim, ekibimizi sahneye davet etmeden önce bir ara, ekibimizin giydiği kostümlerin Topal Osman Ağa’nın kıyafetinden biraz farklı olduğuna değindi. Olayı sahne kenarından izlemekte olan bendeniz bir işaretle sunucu kardeşimi yanıma çağırarak, kıyafetten önce, niye “tüfeksiz” olduklarını sormasını istedim.
Aslında o da, ben de konuyu biliyoruz da… Tabir yerindeyse “damardan” girip… Olayı bir de orada, canlı yayında kamuoyuna duyurmaktı, maksadımız. Sevgili Uğur çok ustalıklı bir üslupla sorusunu patlattı:
-Hani sizin tüfekleriniz?
Cevap:
-Eski valimiz yasakladı!
Geçen yıl eski valimiz Şükrü Kocatepe tarafından böyle bir yasak kararı alınmış, bendenizin de aralarında bulunduğu pek çok gazeteci tarafından olayın yanlışlığına ilişkin yazılar kaleme alınmıştı.
Her ne hikmetse bu karardan bugüne kadar dönüş olmamış, uygulama aynen devam etmiştir.
Nasıl ki, “hançer” Erzurum, “kılıç-kalkan” Bursa, “orak” Adıyaman, “mum”(Çayda Çıra) Elazığ halk oyunlarının ayrılmaz bir parçası hatta alamet-i farikası ise…
“ÇANDIR TÜFEKLİ” oyunu da Giresun’un alamet-i farikasıdır. Giresun kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Yüzyıllardır da oynanmaktadır. Her bir figüründe… Hamaset ve zerafet vardır.
Sanat vardır, kültür vardır, emek vardır. Osman Ağa vardır, yiğit Giresun Uşağı vardır.
Horon başta Akçaabat olmak üzere tüm Doğu Karadeniz illerinde…
Keza “Karşılama” çeşitleri Trakya ve diğer bazı yörelerimizde de vardır ama... “ÇANDIR TÜFEKLİ” Giresun’a özgüdür, sadece ve sadece Giresun’da vardır! Bu illerde görev yapan hiçbir valinin, sözünü ettiğimiz bu oyunları yasaklamayı aklından bile geçirmediğine eminim. Kaldı ki, Giresun’a da bugüne kadar onlarca vali geldi, gitti ama hiçbiri böyle bir yasak getirmedi. Bu oyun Giresun’da KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, zamanın valilerinin, belediye başkanlarının, yüksek rütbeli komutanların, yargı organı mensuplarının…
Bu oyun Ankara’da bakanların, milletvekillerinin, yüksek yargı organı başkan ve üyelerinin…
Bu oyun İstanbul’da Harbiye Askeri Müzesi’nin bahçesinde yine o zamanki Giresun Valisi (A.Haydar Öner)’nin, her kademeden önemli devlet ricalinin, yüksek rütbeli subayların… Huzurunda oynandı, kıyamet de kopmadı. Hatta bundan yedi ya da sekiz sene önce folklorcularımız Çankaya köşkünde o zamanki Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel tarafından “tüfekleriyle” birlikte kabul edilmişti. Olaya ilişkin gazete küpürünü hala saklarım. Oysa, değil Cumhurbaşkanlığı makamına tüfekle girilebilmesi, hatta Köşk’ün bahçe kapısından içeri tırnak çakısıyla bile girmek mümkün değildir. Daha geçen yıl, görev yaptığım yurtta (Altunizade Öğrenci Yurdu) kurduğum Giresun Yöresi Halk Oyunları Ekibimle hem İstanbul’u hem de Bursa Kapalı Spor Salonu’nu “bum bum” sesleriyle inletip, barut dumanına boğarken…
Üstelik bu gösterileri, etkili ve yetkili kişilerin huzurunda sergilerken… Bir Allah’ın kulu da karşımıza geçip, “Durun, ne yapıyorsunuz siz kardeşim?” demedi. Aksine, avuçları patlarcasına bizleri alkışladılar. Çünkü burada bir “kültür” sergileniyordu. Şurası bir gerçek ki… Dünya kurulalı beri silah hep olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu tek kırma tüfeklerimizin bence şöyle masumane bir esprisi ve mesajı da var:
“Dünyada savaş olmasın, hiçbir canlıya silah doğrultulmasın. İllaki silah kullanılacaksa, ancak böyle oyunların bir figürü olarak kullanılsın.” “Tabancamın sapını gülle donatacağım” diyen o anlamlı Trabzon türküsünde ifade edildiği gibi… Şiddet aracı olan bir silahı bile gülle donatacak bir inceliğe sahiptir, Karadeniz insanı. Nitekim bizim basit, tek kırma tüfeklerimiz havaya kurusıkı barut dumanıyla birlikte, gül değilse bile konfeti fırlatıyor.
Bir başka faydası da şu, tüfeklerimizin: Bunları kullanan gençlerimiz vatani görevlerini yapmaya gittiklerinde en azından silaha yabancı olmayacaklardır! Hem sonra, halk oyunlarında kullanılan bu tüfeklerin bugüne kadar her hangi bir insanın burnunu kanattığını, hayvan katliamı yaptığını,banka soygunlarında kullanıldığını,devletin kolluk güçlerine doğrultulduğunu…ben şahsen ne duydum,ne de gördüm. Duyan, gören varsa lütfen söylesin. Ha, deniyorsa halkta korku yaratıyor, ki gerekçelerden biri de buymuş.
Eğer korku bir insanın damarlarına sinmişse, yanında bir kese kağıdı da patlatsanız, korkar. Üç-beş kişi korkacak diye,yüzyılların imbiğinden geçerek günümüze kadar gelen bir kültür, keyfi bir kararla yok sayılamaz,sayılmamalı!
Sonuç olarak…
Öncelikle; “Hoş geldiniz!” dileklerimle, yeni Valimize…
Sonra da Milletvekillerimiz, GİFSAD, GUFAT, Giresun Belediyesi, Turizm ve Tanıtma Derneği başta olmak üzere, Giresun’a ve Giresun kültürüne hizmet eden tüm şahıs, kurum ve kuruluşlara soruyorum:
“Kremasız” pastadan, “sossuz” yemekten, “garnitürsüz” kebaptan, “şekersiz” çaydan lezzet alır mısınız?
“Almam” diyorsanız, ki normali de budur.
Lutfen bizi yeniden “tüfeklerimizle” buluşturun…
“ÇANDIR TÜFEKLİ”mizden mahrum bırakmayın!
***
HAFTANIN İNCİLERİ:
FİSKOBİRLİK ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER
*GESOB Başkanı Ali Kara, sivil toplum örgütlerine seslenerek; “FİSKOBİRLİK’in batışını seyredemeyiz.” demiş.(Yeşilgiresun,14.4.2007)
Doğru söylemiş.
Kale’den güneşin batışını seyretmek varken…!
***
*FİSKOBİRLİK üreticiye geciken borçlarını ödeme “müjdesi” (!) vermiş.(Yeşilgiresun,2.4.2007)
Hani, Cenab-ı Allah garip kuluna önce eşeğini kaybettirip üzer…
Sonra tekrar buldurup, sevindirirmiş ya…
Bu da böyle bir şey olsa gerek!
***
*Eski milletvekilimiz Rüştü Kurt, “FİSKOBİRLİK’i yakında satarlar” demiş.(13.4.2007)
Zaten TMO “İn”, FİSKOBİRLİK “Out”…
Satmayıp da ne yapsınlar?
“Battı balık yan gider”…
Sat gitsin anasını!
***
PARALAR ÇÖPE…
CHP Giresun Merkez İlçe Başkanı Kerim Aksu, “Belediye Başkanı 200 milyarı çöpe attı” demiş.(Yeşilgiresun,13 nisan 2007)
Büyütmeye ve telaşa gerek yok.
Malum, artık YTL var ya…
Tedavülden kalkan TL banknotlarıdır, çöpe atılan!
***
SÖZÜN ÖZÜ:
“Hiçbir şey imkansız değildir.Kafana koyduğun her şeyi yapabilirsin.Nerede bir istek varsa,orada bir yol vardır.”
N.Donald Walsch
BESTEKAR VE GÜFTE YAZARLARIMIZ:
UNUT BENİ
Unut beni kalbimdeki hicranla yalnız kalayım,
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım.
Bu kaçıncı söz verişin söyle nasıl inanayım,
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım.
Güfte:Ahmet Kaçar (*)
Beste:Şükrü Tunar
Makam:Rast
***
HAFTANIN DÖRTLÜĞÜ
Boşuna akord etmişiz biz zurnayı tiz Neva’ya,
Hiç bu perde üzerinde Muhayyer Faslı olur mu?
Od yaksan toprak ısınmaz cemre düşmeden hevaya,
Sokak ibişinden Kerem,Kezban’dan Aslı olur mu?
Ahmet Kaçar (*)
(*)1927 Görele-Çürükeynesil.(Önceki sayılarımızda bilgi verildi.)
Seyfullah ÇİÇEK
SEY SADECE BIRAC SATIRLA OZETLICEKTIN DIMI
Logged
Giresun_Piraziz_çağlandere Köyü
eyüp sultan
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2
Ynt: Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
«
Yanıtla #2 :
06 Temmuz 2008, 09:37:54 »
evet öleydi ama döktürmüşün maşallah.ben eyüp'te oturuyorum ilk defa geldim ve çok hoşuma gitti.geçen sene haberim olmamıştı.çok güzel oldu.yalnız bir şey dikkatimi çekti.giresunun ilçeleri içinde en fazla çamoluk ve şebinkarahisar dernekleri bence başarı gösterdi.3 gün boyunca ne zaman stantların önüne gitsem bir etkinlik vardı.oyun oynamaları,ikramları vs.tebrik ediyorum.
Logged
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Giresun Yasam Portalı -Forum
|
GİRESUN
|
Giresun
|
Feshane'de Giresun Günleri ve "Çandır Tüfeksiz (!)" Üzerine
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
GİRESUN
-----------------------------
=> Giresun
===> Giresun Fotoğrafları
===> İlçeler
=> Giresunspor
=> Fındık
=> Gurbetçiler
=> Yeni Üyelerimiz Burada
=> GÜNDEM-Güncel Olaylar
===> Ekonomi
===> Spor
===> Çevre-Sağlık
===> Kültür-Sanat
===> Karadeniz Haber
-----------------------------
Bilgisayar & Web Tasarımı
-----------------------------
=> Program Download
===> Cep Telefonları
===> Belgesel & Film
=> Resimli Program Anlatım...
=> Bilgisayar
=> Türkçe Yama Arşivi
=> Photoshop
===> Photoshop & ImageReady Dersleri
=> Grafik ve 3D Tasarım
-----------------------------
GÜVENLİK
-----------------------------
=> Mail Yardım
=> Msn, Icq, Yahoo Messenger Yardım
===> Msn Messenger
===> Msn Space
=> Güvenlik ve güvenlik açıkları
===> Bilgisayarınızın Güvenliği
-----------------------------
Eğitim Öğretim
-----------------------------
=> İslam ve İnsan
===> İslami resimler,
===> İslami programlar,
===> İslami Video ve fragmanlar,
===> Dini Hikayeler,
===> Dini Şiirler
===> Dini sohbetler,
===> Dualar ve hadisler
=> Bilim Teknik
=> Edebiyat
===> Atma Türküler, Maniler, Şiirler
=====> Şiir
===> Hikaye ve Kıssadan Hisse
=> Tarih
===> Atatürk
===> Osmanlı İmparatorluğu
===> ÇANAKKALE
===> Dünya Tarihi
=> Kitap
===> e-Kitap/e-book
===> Slaytlar
=> Sözlük
=> Biyografi
===> Giresunlular
=> Öğretmenler Odası
===> Program ve Dökümanlar
=> Yurtdışında Yaşam ve Eğitim
=> Üniversiteler...
===> Giresun Üniversitesi
=> Ödev Arşivi
=> Yararlı Dosyalar
-----------------------------
GENEL BAŞLIKLAR
-----------------------------
=> Serbest Kürsü
=> Yemek Tarifleri
===> Giresun Yemekleri
=> El Sanatları
=> FOTOĞRAFÇILIK
===> Günün Fotoğrafı
===> İlginç ve Mizahi Fotoğraflar
=> Garip olaylar
===> Garip Resimler ve Videolar
=> Siyaset MEYDANI
=> Sağlık
=> Taraftar Köşesi
=> Haftanın Konuğu
-----------------------------
Eğlence Dünyası
-----------------------------
=> Muhabbet ve Forum Oyunları
=> Fıkra ,Karikatür ,Eğlence
=> Zeka Soruları & Bilmeceler
=> Müzik,Sanatcılar,Şarkı Sözleri
=> Türkülerimiz
-----------------------------
Giresunlular.Net FORUM
-----------------------------
=> YÖNETİCİ ALIMLARI
=> Dilek Şikayet
=> Tövbe Odası
=> Giresun Mahkemeleri
=> Yasaklanan Kullanıcılar
=> Çöp Kutusu
Powered by SMF 1.1.2
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks