Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
10 Ocak 2009, 01:31:17
8879
Mesaj
1764
Konu Gönderen:
2247
Üye
Son üye:
tattoo_saha
PORTAL
Ana Sayfa
SOHBET
Yardım
Giriş Yap
Kayıt
Giresun Yasam Portalı -Forum
|
GİRESUN
|
Giresun
|
Topal Osman Ağa..
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Gönderen
Konu: Topal Osman Ağa.. (Okunma Sayısı 1541 defa)
oralar_bensiz_olmaz
Geçerken Uğrayan
Offline
Mesaj Sayısı: 69
Topal Osman Ağa..
«
:
16 Aralık 2006, 14:04:46 »
YARBAY TOPAL OSMAN AĞA
Osman Ağa, Giresun'un Hacıhüseyin mahallesindeki köklü bir aile olan Feridunzadeler'dendir. Annesi Zeynep hanımdır. Osman Ağa ticaretle uğraşırken 1912 yılında Balkan savaşı başlamış, babası askerlik bedelini ödediği halde o, gönüllü bir birlik oluşturarak savaşa katılmıştır. Başarılarından dolayı yarbaylık rütbesine kadar yükselmiştir. Bu savaşlarda sağ ayağından ağır bir şekilde yaralanmış, tedavisinden sonra "GAZİ" ünvanı alarak Giresun'a geri dönmüştür. I.Dünya Savaşına katılmış, Ruslara karşı Batum ve Harşıt'ta çarpışmıştır. Osman Ağa'nın gönüllü taburu rusların Harşıt çayını geçmesine mani olmuş, Tirebolu'nun işgalini önlemiştir. I.Dünya Savaşındaki bu birliğin adı "Teşkilatı Mahsusa" dır.
Mondros Mütarekesinden sonra Belediye Başkanı olan Osman Ağa, burada 400 yıl sulh içinde yaşayan Rum ve Ermenilerin, işgali çeteler kurarak çabuklaştırıcı çalışmalara başlamaları üzerine, gönüllü birliği ile bu işgal çabalarının belini kırmıştır. Rum ve Ermeni işgalci çeteler, Osmanlı hükümeti nezdinde lobi oluşturarak, Osman Ağa'yı tehcir işlerinden sorumlu göstermişler, yakalama emri çıkartmışlardır. Bu olay üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmiştir.
8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun'a gelir. Heyet 11 Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla'ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç bayrağını, daha da ileriye gidip, 5 Haziran tarihinde Pontus bayrağını asarlar. Bunun üzerine Osman Ağa harekete geçer, işgal bayraklarını indirip, yerine Türk bayrağı asar.
Aynı yıl Temmuz ayı içinde Osmanlı Hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa, İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgali üzerine, 17 Mayıs 1919'da Giresun'da büyük bir miting düzenlemiş, işgali protesto etmiştir.
Gazi Osman Ağa'nın büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilk buluşması 29 Mayıs 1919 günü Havza'da gerçekleşmiştir. Bu buluşmadan sonra sadece ondan aldığı emirlerden güç alarak daha rahat hareket etmeye başlamıştır.
Müdafai Milliye Cemiyetinin kurulmasını da sağlayan Osman Ağa, Erzurum kongresi için Ali Naci Duyduk ve İbrahim Hamdi Beyi temsilci göndermiştir. Kars'ta görev yapan birlik yine Osman Ağa'nın önderliğinde kurulmuştur. 12 Kasım 1920'de Atatürk ile yeniden buluşan Osman Ağa, onun isteği üzerine önce 10 kişilik daha sonra da 100 kişilik bir muhafız grubunu Ankara'ya göndermiştir.
Milli şuurun oluşması ve harekete geçmesi için Giresun'da Gedikkaya isimli bir de gazete çıkaran Osman Ağa, Giresun Belediye Başkanı sıfatıyla Kasım 1920'de Ankara'ya gitmiş, 12 Ocak 1921 tarihinden itibaren de 42. Ve 47. Alayların kurulması çalışmalarına başlamıştır.
Gazi Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayı Mart 1921'deki Koçgiri Ayaklanmasını bastırmıştır. Osman Ağa komutasındaki bu alay ve Hüseyin Avni Alpaslan komutasındaki 42. Alay Sakarya Savaşında büyük bir kahramanlık ve cesaret örneği vermiştir. 42. Alayın büyük bir kısmı komutanları Hüseyin Avni Alpaslan ile birlikte şehit düşmüştür.
Savaştan kısa bir süre sonra, Gazi Osman Ağa, Trabzon milletvekili Ali Şükrü Beyin ölümünden sorumlu tutulmuş, 2 Nisan 1923'te çıkan bir çatışmada henüz 40 yaşındayken vefat etmiştir.
Gönüllü Alayı ile birlikte Ankara'ya vardığı zaman kendisini karşılayan milletvekillerine yaptığı konuşmada: "Ben bu millet uğruna bacağımı kaybettim. Düşmanı denize dökünceye kadar, icab ederse sedye üzerinde muharebe edeceğime alayımla birlikte yemin ediyorum." Diyerek yüreğinde nasıl bir vatan sevgisi bulunduğunu açık bir şekilde göstermiştir.
Mezarı Giresun Kalesindedir. Yarbay Topal Osman Ağa ve Giresun Gönüllüleri hatırasına Giresun Valiliği tarafından 1999 yılında Kuva-yi Milliye ve Osman Ağa Müzesi açılmış olup, bu müze ilimiz Kültür Sitesi binasında hizmet vermektedir.
(ALINTIDIR)
«
Son Düzenleme: 04 Mayıs 2008, 00:58:40 Gönderen: yildiz28
»
Logged
TIKLAYIN GİRESUNFM DİNLEYİN
http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=485600
AMA ACTİVİTE DENETİMİNİ YÜKLEMEYİ UNUTMAYINIZ YOKSA GİRİŞ YAPAMASSINIZ
Reklamlar
Logged
Abdulmuttalip Onay
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Borsa, spor, hayvanlar, kitap ve satrancı severim.
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #1 :
16 Aralık 2006, 16:12:31 »
Sayın Oralar Bensiz Olmaz;
Topal Osman hakkında bazı şeyleri derleyip yazmışsınız, ama benim araştırmalarımdan edindiğim daha farklı bilgiler var. Bunları uzun olduğu için buraya aktarmak istemiyorum, ama siz sadece şunun doğru olup olmadığını yazabilir misiniz?
Topal Osman'ın ölüsü, ibret olsun diye meclisin kararıyla, meclisin öününde bir hafta boyunca salllandırılmış mıdır, sallandırılmamış mıdır? Bu konuda meclisin arşivinde neler yazıyor? Bunun dışında, " tarih bir yutturmacadır, isteyen istediği gibi anlatır, " diyen marksistler hakkında neler düşünüyorsunuz? Bir de, benim " Yetenek ve hainler, " başlıklı, bu forumda bir yerde paste ettiğim, kurtuluş savaşı yıllarına atıfta bulunan yazım hakkında ne düşünüyorsunuz?
En iyi dileklerimle...
Logged
En büyük risk, risk almamaktır. Risk almak da hisse senedi almaktır; karekök almak değil.
oralar_bensiz_olmaz
Geçerken Uğrayan
Offline
Mesaj Sayısı: 69
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #2 :
16 Aralık 2006, 18:04:15 »
ben bu konuda şunu diyebilirim;böyle birşey olsa giresunda isyan çıkmazmıydı?giresunda böyle bir isyanda olmadığına göre böyle bir şeyin olmasına ihtimal bile vermiyorum.bu konuştuğumuz konu çokda eski değil bu yüzden dolayı böyle birşey için arşive bakmaya gerek yok bu konuda büyüklerimizdende doğru bilgiler alabiliriz diyede düşünüyorum.ben 2 ay öncesine kadar yaşayan babamın ninesinden böyle birşey duymadım (nedemek istediğimi umarım anlmışsındır)
Logged
TIKLAYIN GİRESUNFM DİNLEYİN
http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=485600
AMA ACTİVİTE DENETİMİNİ YÜKLEMEYİ UNUTMAYINIZ YOKSA GİRİŞ YAPAMASSINIZ
oralar_bensiz_olmaz
Geçerken Uğrayan
Offline
Mesaj Sayısı: 69
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #3 :
16 Aralık 2006, 18:42:14 »
bu konuda çok çeşitli kaynaklarda var kimisinde olumlu kimisinde olumsuz hangisi doğru hangisi yalan bilmekte güç değilmi.fakat giresunlu olarak osman ağa hakkında neye inanacağımızıda biliriz.
Logged
TIKLAYIN GİRESUNFM DİNLEYİN
http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=485600
AMA ACTİVİTE DENETİMİNİ YÜKLEMEYİ UNUTMAYINIZ YOKSA GİRİŞ YAPAMASSINIZ
Abdulmuttalip Onay
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Borsa, spor, hayvanlar, kitap ve satrancı severim.
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #4 :
16 Aralık 2006, 19:05:48 »
Sayın Oralar Bensiz Olmaz;
Madem ki Topal Osman Giresunluların önemli bir kısmınca halk kahramanı kabul ediliyor; böyle bir şahsiyeti incelememiz de faydalı olabilir. Ancak, siz tarihi gerçeklere yüz çeviriyor, böyle bir şey olmaz diyorsunuz. Size, bu sitede yayınlanan yazılarımdan " Yetenek ve Hainler, " ile " Tüyübozuk Vatansever, "i mutlaka okumanızı önereceğim.
Gelelim Topal Osman hakkında, tarihi belgelerden edindiğim bazı bilgilere ki ispatlanamayan bazı iddiaları yazmayacağım.
Topal Osman; varlıklı babasının bedelli askerlik için yatırdığı paraya rağmen, gönüllü olarak Balkan savaşına katılmış ve aldığı yarayla, topal olarak geri dönmüştür. ( Ben kendisine katılmasam bile bir arkadaşım, düzenli orduya katılmayı kabul eden birisinin, savaş kaçkınlığı ve yağmacılık anlamına gelen çete faaliyetlerine yönelemeyeceği için bu savaşa katılmanın gerçek dışı olduğunu söylüyor,ayrıca parası yatırılan kişinin askere gitmemesinin mantığa uymadığını belirtiyor ve de ekleyerek, savaşa demek ki sadece garibanlar gidiyormuş diyordu; ama bu konuyu karıştırmayalım en iyisi, ) Sonra, Koçgiri isyanını taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmamacasına bastırmış ve 250 kişilik Giresunlu grubuyla Atatürk’ün Muhafız Alayında görev yapmıştır. Bu görevi sırasında, Atatürk’ün şiddetli muhaliflerinden Trabzon milletvekili Ali Şükrü Beyi adamlarından Mustafa Kaptan aracılığıyla evine getirtip, boğmuştur. Olayın ortaya çıkması ve başbakan Rauf Orbay’ın Atatürk’e olan biteni anlatarak suçlu olduğundan şüphe edilmeyen Topal Osman’ın yakalanmasını istemesiyle Atatürk plan hazırlamıştır. Buna göre General İsmail Hakkı Tekçe, Topal Osman’ın yakalanmasıyla görevlendirilmiş ve çıkan çatışmanın ardından yaralı Topal Osman sedyeyle götürülürken kan kaybından ölmüştür. Özellikle Rumlara, daha sonra zaman zaman da Türklere karşı haraç, yol kesme, baskın tarzında eylemler yapan, bir ara kaymakamlığı da basan bu çete liderinin torunu Osman Feridunoğlu, Giresun Tofaş bayi olup, yıllarca şehrin vergi rekortmenliğini kimselere bırakmamıştır.
Bu yazdıklarım tamamen arşivlerde de bulunan tarihi gerçeklerdir. En azından Cemal Şener'in Topal Osman hakkındaki kitabını okumanızı önereceğim.
En iyi dileklerimle...
Logged
En büyük risk, risk almamaktır. Risk almak da hisse senedi almaktır; karekök almak değil.
aysecan01987
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #5 :
17 Aralık 2006, 01:41:51 »
senin katılıp katılmamanla olmaz bu işler sen işine gelen kitapları okumuşsun ahkam kesiyosun,arkadşımızın dediği gibi böyle birşey olsa giresunda isyan çıkardı.balkan savaşında yaptıklarıda belidir sen önce onları bir araştır oku ondan sonra millete kitap öner.
Logged
aysecan01987
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #6 :
17 Aralık 2006, 01:47:19 »
cemal şener kimdir bakalım kim olduğu bellidir kitabındada yanlı yaklaşması doğalır önerecek başka kişi yokmuydu
Logged
kartal306
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #7 :
17 Aralık 2006, 02:08:11 »
kardeşim gitmiş bulmuşssun taraflı kaynakları okumuşsun.giresun işgale uğramamıştır ama osman ağa ordu kurarak kurtuluş savaşına katılmıştır bana dokunmayan yılan hesabı yapmamıştır.(daha yazılacak çok şey varda klevyeye hakim değilim sen birde iyi bir araştırma yap bu işler bana göreyle olmaz)
Logged
sade_kahve
Giresun Yaşam Portalı
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 982
Genel Yönetim
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #8 :
17 Aralık 2006, 02:48:55 »
Konu Hakkındaki Görüşlerden birinide ben yayınlamak istiyorum. Rasim Giresunlu'nun bir köşe yazısını direk alıntı yapıyorum. Başka kaynaklarda getireceğim.
GAZİ TOPAL OSMAN AĞA…
Artık Topal Osman Ağa olayındaki yalanın bıçağı, sadece boğazımıza dayanmakla kalmadı; boğazımızı kesmeye başladı. Bu yönde yazılar yazmazsam, kendi vicdanımın baskısı altında ezilecektim ya da Gazi Topal Osman Ağa gibi kahramanların haklarının vebali ile karşı karşıya kalacaktım. Bu neyin hakkı denilebilir? Bu Kurtuluş Savaşı ile kurtarılmış olan ve üzerinde gezdiğim vatan toprağına yönelik haktır. Ben böyle kabul ediyorum. Bu da benim tarihi algılama noktamdır.
Ben bu gazetede, 2002 yılının Nisan ayından beri “Tarih Bilinci” adı altında yazılar yazmaktayım. 2002 Nisan ile 2006 Haziran ayları arasında özellikle bölgecilik yapmamak adına, Gazi Topal Osman Ağa gerçeğinden hep uzak kalmaya çalıştım. Ben bir Türk’üm. Benim için Ahlat kitabeleri altında yatan Selçuklu Türkler de, Rumeli bölgesindeki evladı fatihan’da, Girit kuşatmasında çarpışan da aynı özellikteydi. Ayrıca, Gökoğuzlar da soydaşımdı, Ahıskalılar da…Başkurtlar’da bendendi, Hakasyalılardı. Benim için, İdil-Ural’da Türk bölgesiydi, Kazakistan”da…O nedenle kimsenin bölgecilik ya da memleketçilik suçlamasını da kabul edemezdim. “Şimdi ne oldu da, Gazi Topal Osman Ağa ile ilgili olarak, Temmuz ve Ağustos aylarında yazılar yazdınız diyebilirsiniz” Artık Topal Osman Ağa olayındaki yalanın bıçağı, sadece boğazımıza dayanmakla kalmadı; boğazımızı kesmeye başladı. Bu yönde yazılar yazmazsam, kendi vicdanımın baskısı altında ezilecektim ya da Gazi Topal Osman Ağa gibi kahramanların haklarının vebali ile karşı karşıya kalacaktım. Bu neyin hakkı denilebilir? Bu Kurtuluş Savaşı ile kurtarılmış olan ve üzerinde gezdiğim vatan toprağına yönelik haktır. Ben böyle kabul ediyorum. Bu da benim tarihi algılama noktamdır.
Bu bağlamda geçen ay ki yazımızda, İpek Çalışlar tarafından halkımızın gündemine sokularak, pek çok kişiyi etkilemeye çalıştığı bir kitap hakkında, görüşler belirttik. Burada, Atatürk ve Topal Osman Ağa adına yapılan iftiralarla ilgili olarak tespitler yapmıştık.Peki İpek Çalışlar kimdir? Onu birazcık tanıyalım.İpek Çalışlar, yakın dönem tarihimizde, Maocu olarak bilinen ve günümüzün meşhur döneklerinden olduğu söylenen, Danyal Oral Çalışlar’ın, karısı.değil midir? Büyük Ada’da yaşayan ve sözüm ona halk diyen, Danyal Oral Çalışlar gibi kişilerden ve yakınlarından objektiflik anlayışını ne kadar bekleyebiliriz ki? Zaten Danyal Oral Çalışlar’ı, sadece Türk mahkemeleri değil, eski yoldaşları da çok iyi tanımaktadır. Bu şahıs hakkındaki en iyi tespitlerden birisi, Hasan Yalçın tarafından yapılmıştır. Yine bu Danyal Oral Çalışlar’ı, her halde eski lideri Doğu Perinçek’e sormakta da fayda vardır. İpek Çalışlar’ın kitabındaki çarşaf olayını eleştirmiştik. Bu tespitimizin doğruluğunu teyit etmek için, dönemin başbakanı Rauf Orbay’ın görüşlerine özellikle bakmakta fayda vardır diyoruz. Ali Şükrü olayı ile ilgili olarak, Ziya Hurşit’lerin, Hüseyin Avni’lerin TBMM’indeki galeyan çabalarını da gören dönemin başbakanı Rauf Bey’de, olayı en canlı yaşayan kişilerden birisiydi. İpek Çalışlar, bu konuda onun yazdıklarını görmezden gelmiştir. Kaldı ki, Rauf Orbay’ın Atatürk’ü pek sevdiği de söylenemez. O nedenle, bu konuda doğruyu söylediği kabul edilmelidir. Ayrıca olaydan sonra, Giresun’a dönen Gazi Topal Osman Ağa’ya bağlı olan Giresun uşaklarının görüşleri de bellidir. İpek Çalışlar ve yandaşlarına, sadece tarihi tahrif ettikleri için kamuoyundan ve Atatürk’ün ruhundan af dilemek düşer. Aslında Osman Ağa’yı ve Atatürk’ü sevmeyenlerin, tarihi tahrif ederek, halkımızın düşüncelerini bulandırdıkları ve böylece Atatürk ve Osman Ağa gibi Türk kahramanlarının aralarına çelişkiler koyarak, halkın gözünden düşürmeye çalıştıkları ve bu yolla da para kazandıkları görülmektedir. Bu gibi insanları, bizlerin ibretle izlemesi gereklidir. Bu ay ki yazımızda da, Gazi Topal Osman Ağa’ya atılan iftiralardan bazıları üzerinde duracağız. Topal Osman Ağa’ya atılan bir diğer iftira kampanyası da, Aydın Doğan’ın Radikal gazetesinde 22 Ocak 2006 tarihinde, Ayşe Hür tarafından “Çağımızın bir (başka) Kahramanı” adlı yazısıyla gündeme gelmişti. Bu kadının soyadı, sözüm ona “Hür”;fakat beyni malum gurupların güdümünde gittiği görülmektedir. Ayşe Hür, Gazi Topal Osman Ağa olayını, tarih tahrifatçılığı ile belgelendirerek, aklınca kurgulamaya çalışmıştır. Bu kadın, belge nedir acaba biliyor mu? Üç beş kitaptan aldığı, tek yanlı yazıları, ard arda koyarak yazı yazmayı, bilimsellik anlayışı olarak mı görmektedir? İşte, ülkemizde böylesi kılavuzların peşinde giden mankurtlar ise, kafalarını boş şeylerle doldura doldura ömürlerini geçirmektedirler. Ayşe Hür, İpek Çalışlar’ın çarşaf olayını ya benimsemediği ya da daha öğrenemediği için, bu konuda yanlış şeyler söylememiştir.
Fakat “Topal Osman'ın tarih sahnesine ilk çıkışı, l. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla...” diye bir tespit yapıyor. Bizler, Gazi Topal Osman Ağa’nın Balkan Savaşı’ındaki faaliyetlerini de biliyoruz. Ayşe Hür, bu durumu bilmiyor mu? Yoksa bu gerçek, işine mi gelmiyor? O zaman, bu konuda ahkam kesmesi neyin nesidir? Halbuki tarih tahrifatçısı kadın, bu durumu kabullenmemiş olarak görünmektedir. Bu kadın: “Kendi ifadesine (Osman Ağa’yı kastediyor) göre I. Balkan Harbi'nde yaralanarak topal kalan” demektedir. Tahrifatçı kadın, anladığımıza göre, bu ifadeyi aklınca, şu amaçla vermek istemektedir. Gözüpek, korkusuz bir yiğit insanın, bir kahramanın, vatan uğruna bacağını feda etmesini, okuyucu gözünden kaçırmak için, yukarıdaki ifadeyi araya sokmaktadır. Çünkü Ayşe Hür, elbette baktığı kaynaklarda, Osman Ağa’nın nasıl ameliyat edildiğini de okumuş olmalıdır. Kötülediği Osman Ağa’nın, canlı canlı ameliyat olabilme cesareti, sanırım Ayşe Hür’ü son derece rahatsız da etmiştir. Bu rahatsızlık, Osman Ağa’nın cesaretini, yürekliliğıni, korkusuzluğunu hissettiği içindir. Büyük ihtimalle de, tüm bu gerçekleri okuyucusundan gizlemenin rahatsızlığıdır. Kısaca, topluma kötülemekle kendisini görevlendirdiği bir şahsın, yani Osman Ağa’nın kişiliği altında kalmanın ve bu Balkan Savaşındaki Osman Ağa gerçeğinden kaçmanın rahatsızlığıdır. Bu nedenle bu kadın, Osman Ağa’nın Balkan Harbi’ne katılmasını ve orada sakat kalmasını dahi, kendi düşünce örgüsüne göre kullanmıştır. Acı olan nokta, Aydın Doğan denilen şahıs, ülkemizde kartelleşen basının önemli bir kısmını elinde tutan bir kişidir. Aydın Doğan’ın, gazetelerinde, böylesi kişilere yer veriyor olması, Türk milleti adına, çok düşündürücüdür. Aydın Doğan’ın gazetelerinde Topal Osman Ağa’nın sırtından gündem belirlemeye çalışanlara izin vermesine ihtiyacı var mıdır? Fakat, Aydın Doğan unutmasın ki, onun Türk milletine ihtiyacı çok ama çok vardır. Eğer Türk milleti olmazsa, gazetelerini bu ülkede kimler alacaktır? Bu ülkede, özellikle milli kimliğini algılayamayıp, bu bağlamda hareket edenlere de yazıklar olsun! Bugün ülkemizin her köşesinde, bu devletin adı altında yaşayanlar, Ayşe Hür’ün dedelerine, ne kadar teşekkür borçlu olabilir ki? Aydın Doğan’ın babası ya da dedesi Kurtuluş Savaşında neredeydi? Danyal Oral Çalışlar’ın dedeleri neredeydi? Zaten Danyal Oral Çalışlar, Yalçın Küçük’ün belirttiğine göre, “dönme”ymiş. Bu durumda da, belki onun Kurtuluş Savaşı diye bir derdi de olmamış da olabilir! Fakat bizlerin Türk Kurtuluş Savaşı diye, göğsümüzü gere gere savunduğumuz böyle bir kahramanlık destanımız vardır. Bu destanın içersindeki katkı payları arasında, Gazi Topal Osman Ağa’nın ve beraberindeki Giresun uşaklarının da payı çok yüksektir. Tarihi bilmeyenler, yanlış ve yanlı yerden öğrenenler, gelip gerçekleri bilenlere sorsunlar! Yalancıların borazanlığı yapılarak, nereye varabilir? Ancak çamur atıp kaçarlar? Bazı saf insanlar da, o çamurlu yollarda, bata çıka yürür giderler…Onlara diyeceğimiz. Uyanınız!
KUYRUK ACISI
Ayşe Hür denilen şahıs, düşüncelerini destekletmek için makalesinde referans olarak Hasan İzettin Dinamo, Cemal Şener, Arif Cemil gibi kişilerin kitaplarını kullanmış. Bunlardan Hasan İzzettin Dinamo, zaten eski tüfek komünistlerden değil midir? Onun Osman Ağa gerçeğine objektif bakması mümkün müdür? Ayrıca Hasan İzzettin Dinamo, Ali Şükrü Bey’in hemşehrisidir. Bu durum da, H.İ.Dinamo’yu etkilemiş midir? Bilemiyorum. Fakat günümüzde dahi, aynı ilden olan Nihat Genç denilen şahıs dahi, Osman Ağa gerçeğini olumsuz yöne çekmiyor mu? Geçelim...Cemal Şener’e gelince... Günümüzde ki çizgisinin Türk milleti adına daha objektif olmaya başladığını biliyoruz. Geçmişin sol ve Alevi anlayışının yoğun olarak etkisinde kaldığı bilinen Cemal Şener’in, bazı yönlerden de o dönemde hissi yaklaşımlar içersinde olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Ayşe Hür, Arif Cemil denilen bir çapsız ittihatçı bozuntusunu da kaynak yapmış! Bu kaynağa dayanarak şöyle yazmış: “Nisan 1916'da Borçka'da Ruslara karşı savaşan Türk ordusuna katılan Topal Osman, orduda kabadayılığa devam etmekle kalmayıp sıcak çarpışmaları görüp kaçma emareleri gösterince, 50 değnekle cezalandırılır, ardından alelacele çürük raporu alıp memleketine geri döner.”
Arif Cemil gibi, iftiraya yönelik kitap sahiplerinin bu yazılarının kaynağının temeli şudur: İttihatçıların yağcısı olan Tırabzon’daki kayıkçılar kahyası Yahya’nın ortadan kaldırılması olayının müsebbiplerinden birisi olarak Osman Ağa’nın gösterilmesidir. Evet, Yahya Kahya ortadan kalkınca, gerçekten o bölgede İttihatçıların etkisi kırılmıştır. Bu durumdan rahatsız olan A.Cemil denilen şahıs, kuyruk acısı olduğu için Osman Ağa’ye çamur atmıştır. Ayrıca Ayşe Hür diyor ki: “Çürük raporu alıp memleketine döner” Her halde bu kadın neyin ne olduğunu tam anlamıyla bilmemektedir? Önce şunu belirtelim. Gazi Topal Osman Ağa, dayak yiyecek bir adam değildir. O öyle dayak olayı olsa, anında orada ya dayak atmaya çalışanı vurur, ya da kendisini vururdu. Kaldı ki 1916’ların Borçka’sında tam teşeküllü bir hastaneye giderek Osman Ağa çürük raporumu almış(?) Bunlara kargalar bile güler. Osman Ağa, her şeyden önce gönüllü bir askerdir. Çürük raporuna, falan ihtiyacı da yoktur. İstediği anda cepheyi de bırakabilirdi. Çünkü o, az önce dediğimiz gibi gönüllüydü. Kaldı ki, bir ayağı da Balkan Savaşından sonra sakat kalmıştır.Sizlere soruyorum ey Türk milleti! Böyle bir kişinin rapora ihtiyacı var mıdır? Üstelik Gazi Topal Osman Ağa’nın ayağının sakatlığına bakmadan, o günkü şartlardaki Anadolu yollarının olumsuzluğu da düşünülürse, ne kadar büyük bir vatansever ve özveri sahibi olduğu da ortaya çıkar. Bu tabloyu bu ülkedeki, her objektif olan insan iyi düşünsün! Üstelik bugünkü askerden kaçmak için gayret edenleri düşündükçe, Osman Ağa’nın büyüklüğü bir kez daha açığa çıkmıyor mu? Yine ülkemizde askere gitmemek için ağlayanlar, kendisini vuranlar, okul, iş ve yurtdışı imkanlarını yasal ve ayilesel çarkları da işleterek kullanan azekiları da düşündüğümüzde, sen çok büyük insandın Osman Ağa diyoruz. Lakin bu tablonun olumluluğunu, ülkemizde Gazi Topal Osman Ağa ve Atatürk’ten kuyruk acısı olanlara anlatmamız mümkün olabilir mi?
Ayşe Hür denilen tarafgir şahıs, en büyük iftirasını da şöyle atıyor: “Asker kaçağı Topal Osman, bir süre sonra, uzun süredir bağımsız Pontus Devleti'ni kurmayı hedefleyen Rum çeteleri ile uğraşan Giresun-Samsun havalisinde ortaya çıkar.” Arkadaşlar! İfadeye bakınız! Aydın Doğan’ın gazetesinde yayınlanan yazıdaki yalana bakınız! Tarih tahrifatçısı kadın, Gazi Topal Osman Ağa’ya diyor ki: “Asker kaçağı”. El insaf! Bu ifadeden sonra, ne diyebiliriz ki? Siz ne diyebilirsiniz ki? Yani bu ülkede o süreçte pek çok kişi asker kaçağıdır. Bu kaçaklar belki binlercedir, on binlercedir. Fakat Osman Ağa’ya asker kaçağı denilebilir mi ki? Bir ayağı sakat kalmış olmasına rağmen, Borçka’dan Sivas’a, Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinden Ankara’ya kadar her yerde bulunan bir adama “asker kaçağı” denilebilir mi? Bu dürüstlük mü? Bu objektiflik mi? Bu doğruluk mu? Bu namus mu? Bunlara sizler kara veriniz! Her şeyi, orta yola bırakmayınız! Gerekirse büyük medyada bu yalan haberlere imkan sağlayan basını ve ekranlarını özellikle purotesto ediniz! Ettiriniz! Ne adına? Doğruluk, dürüstlük, objektiflik ve bu ülkenin, çocuklarınızın yarınlara adına...Türk milleti uyanınız! Özellikle Giresunlular!..Sizler de uyanınız!
İnandığı düşüncelerin esiri olarak hareket ettiği anlaşılan Ayşe Hür denilen şahıs, makalesine, bir de “Topal’ın Referansları” adlı ara başlık koyarak, Osman Ağa’nın vatan uğruna sakat bırakmış olduğu ayağıyla, aklınca alay etmektedir. Acaba bu kadın, Türk müdür? Başka bir kökenden midir? Onu bilemiyorum. Fakat Gazi Topal Osman Ağa’nın ne ismine, ne de heykeline tahammül edemeyenler, bu ülkede hep vardır. Bunlardan acı olanı, Atatürk tarafından Ali Şükrü olayını saymazsak, diğer zamanlardaki faaliyetlerinde her fırsatta desteklendiği sabit olan Osman Ağa gerçeğinin kabullenilmemesidir. Atatürkçüyüm diyenlerin, Gazi Topal Osman Ağa’yı dışlamaları kendilerinin tarihi bilmemeleri ile ilgili olsa gerekir. Çünkü Atatürk, Osman Ağa’yı ölümünden sonra da dışlamamıştır. O zaman Atatürk’ün dışlamadığı Osman Ağa’yı, Atatürkçüyüm diyenlerin dışlaması da, tam anlamıyla ibret alınacak bir durum değil midir? Gazi Topal Osman Ağa’nın anıt mezarındaki eski yazının kazınmasıyla, sadece tarihimiz tahrif etmekle kalınmamış, aynı zamanda, Atatürk döneminde yazılmış ve herkesin bilgisi dahilinde seksen seneye yakın işlevi olan bir yazının yok edilmesiyle de, milli bağımsızlığımızın kaybedilmesine doğru atılan başka bir adım daha, gözlerimizin içersine bakılarak meydana getirilmiştir.
Rasim Giresunlu, Ufuk Ötesi Gazetesi, sayı: 53 (Ağustos 2006), s. 18-19.
saygılarla...
Logged
Gönül denizdir, dil ise kıyı; denizde ne varsa kıyıya o vururmuş.
Giresun'un Yaşam Portalındasınız İyi Eğlenceler....
http://www.fotokaradeniz.com
http://www.ciceksatis.com
http://www.girgir.gen.tr
http://www.masifsanmobilya.com
http://www.mutfakdolabi.gen.tr
http://www.amerikankapi.biz
http://www.amerikan-panel-kapi.com
http://www.turkpatent.tv
http://www.iso-belgesi.info
http://www.tse-belgesi.com
Bayrağı bayrak yapan üzerindeki kandır. Toprak uğrunda ölen varsa vatandır.
Abdulmuttalip Onay
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Borsa, spor, hayvanlar, kitap ve satrancı severim.
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #9 :
17 Aralık 2006, 07:40:37 »
Bu arada Sayın Çalışlar'ın son kitabı " Latife Hanım"da yazdıklarına hiç değinmedim, çünkü kendisini mahkemeye verdiler ve O, takip ettiyseniz gazetelerde yazdıklarının meclis arşivlerinde kayıtlı bulunduğunu söyleyerek kendisini savundu.
Ben, ne mi düşünüyorum? Ben kendi düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşmak istemiyorum, çünkü bu girişimi yapanların başına gelenlerin hiç de içaçıcı olmadığını gördüm. Ancak eleştiriye tahammülsüzlük, bence bir yerde o eleştirinin haklı olduğunu ispatlar.
Sonuç: Her konuda herkes farklı düşünebiliyor ve ben de bunu anlatmak istedim. Ayrıca yazmak bir yana, kitap okumayan insanların kitap yazanları küçümsemesini görmeme hiç şaşırmadım.
En iyi dileklerimle...
Logged
En büyük risk, risk almamaktır. Risk almak da hisse senedi almaktır; karekök almak değil.
Abdulmuttalip Onay
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Borsa, spor, hayvanlar, kitap ve satrancı severim.
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #10 :
17 Aralık 2006, 07:51:10 »
Ve şu da var.
Bir konuya muhalefet edecekseniz, sayın sade kahve gibi bilimsel bir tarzla yaklaşıp, sadece kendi düşüncelerinizi dile getirerek yapın. Düşünceye düşünceyle karşlık verilir, ama nedense gelişimini tamamlayamamış bzı insan türleri, bunun yerine kaba kuvvete veya başka şeylere başvurabildiği gibi en iyi olasılıkla belden aşağı vurabiliyor.
Ülkemizin en büyük sorunu demokrasidir. İnsanlar özgürce görüşlerini dile getirip, karşılıklı paylaşmadıkça bir yere varabileceğimizi sanmıyorum. Bence dünyada doğru şey yoktur; ya da bir başka anlatımla her şey yanlıştır. Demek istiyorum ki bilimden başka her şey yanlıştır.
En iyi dileklerimle...
Logged
En büyük risk, risk almamaktır. Risk almak da hisse senedi almaktır; karekök almak değil.
oralar_bensiz_olmaz
Geçerken Uğrayan
Offline
Mesaj Sayısı: 69
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #11 :
17 Aralık 2006, 10:44:53 »
Osman Ağa, Giresun'un Hacıhüseyin mahallesindeki Ferudunzadeler ailesindendir. Babası Hacı Mehmet Efendi, Annesi Zeynep hanım olup ailesi ticaret ile uğraşmakta idi. 1912 yılında balkan savaşı başladığına Osman Ağa ticaret işi ile uğraşmakta idi, babası askerlik bedelini ödemesine rağmen O gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. (bu sana göre olamaz bu zaten böyledir)Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi.(asker kaçağı nasıl yarbay olur) Bu savaşlarda sağ dizinden yaralanarak Gazi unvanını aldı.(gazi ünvanını kim verdi) Giresun'a döndükten sonra 1.Dünya savaşına katılmış(kim katılmış),Batum ve Harşit çayında Ruslara karşı savaşarak, Rusların Harşit çayını geçmelerini engelleyerek Tirebolu'nun işgalini önlemiş.
Mondros Mütarekesinden sonra Belediye başkanı olmuş, Uzun yıllar beraber yaşayan Ermeni ve Rum işgalci çetelerinin belini gönüllüler kurarak kırmış.(işgalcilerin) Bu Rum ve Ermeni işgalci çeteler,Osmanlı hükümetine Osman Ağa'yı şikayet ederek hakkında tutuklama kararı çıkarttırmışlar,(bunu yapan kim işgalciler sonra işgalciler ne yapıyor) Bunun üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmiş.
8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun'a gelir. Heyet 11Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla'ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç Bayrağını asar, 5 Haziran 1919 Tarihinde ise Pontus bayrağını asarlar. Bu olaylar üzerine Osman Ağa , Harekete geçerek arkadaşları ile birlikte işgalcilerin bayraklarını indirip, yerlerine Türk bayrağını asarlar.(kim yapmış bunu)
Osmanlı hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa; İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, 17 Mayıs 1919 tarihinde Giresun'da büyük bir miting düzenleyerek işgalci devletleri ve göz yumanları protesto etmiştir.
29 Mayıs 1919 tarihinde Havza'da Mustafa Kemal Atatürk ile gizlice buluşmuş. Bu buluşmadan sonra Atatürk'den aldığı emirler doğrultusunda hareket etmiş, ayrıca bu emirler kendisine güç verdiği için daha rahat hareket etmeye başlamış.
Erzurum Kongeresine Dr Ali Naci DUYDUK ve İbrahi Hamdi Bey'i temsilci olarak göndermiş. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak,Eylül 1920'de Giresun gençlerinden oluşan 'GİRESUN GÖNÜLLÜLER TABURU'nu kurmuştur.(asker kaçağımı tabur kuruyor)
Kurulan bu tabur ilk önce Ermeni saldırılarında görev almış. 12 Kasım 1920'de Osman Ağa Mustafa Kemal ATATÜRK ile tekrar buluşmuş, Atatürk'ün korunması içi önce yanındaki on kişiyi, Daha sonrada Giresun'dan topladığı 100 kişilik muhafız gurubunu Ankara göndermiş. Bu şekilde Atatürk'ün ilk muhafız birliği Giresunlulardan kurulmuş.(asker kaçağı demişsin ulu önderin muhafızı olabilirmi)
Logged
TIKLAYIN GİRESUNFM DİNLEYİN
http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=485600
AMA ACTİVİTE DENETİMİNİ YÜKLEMEYİ UNUTMAYINIZ YOKSA GİRİŞ YAPAMASSINIZ
aysecan01987
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #12 :
17 Aralık 2006, 10:52:37 »
başlarına gelenlerin sebebi ne acaba kendi yazdıkları kitabı makaleyi savunamadılarmı,doğruluğunu ispat edememelerimi yoksa,belgelerinin yetersiz olmasımı yoksa ne dersin
Logged
burak_kerasus
Sitemize Taşınmış
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 221
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #13 :
17 Aralık 2006, 11:39:29 »
Merhabalar arkadaşlar;
Topal osman ağa konusu giresunlular ve tarih bilimciler arasında devamlı süregelen bi rekabet tartışması haline geldi ve sanırım tartışma uslubu bilmeyen kişiler arasında iyice laçka olacak.
İlk önce sayın a.muttalip onay ağabeye selam ederim. Kendisi düşünmenin düşüncenin özgürce haykırılmasını savunuyor. Bu konuda kendisi ile hemfikirim.
İlk önce kabullenmemiz gereken bi takım şeyler var;
Biz düşündüklerimizle varız. Empoze etmemiz gerekenlerle değil.
Hukukçular hep şunu der durur. Halin icabı. Yani o zamanki şart ve maddi-manevi durumdan yoksun bir halde evimizde işyerimizde durum değerlendirmesi yapıyoruz. Yani değişmesi imkansız olan bir konu hakkında hür irademizle sanal ortamla birşeyler paylaşıyoruz.
Buna bağlı olarak ilk önce yazılanlara tahammül edememe gibi bi sorunumuz varsa bu gibi tartışma-paylaşma bölümlerine hiç girmemeliyiz. Çirkinleşir, sinir yapar.
Bunları göze olarak ve kendimi soyutlayarak topal osman hakkında şunları söyleyebilirim;
İlk önce osman ağa ve diğerleri için şunu kabullenmek gerekir diye düşünüyorum. Bu kişiler bizim tarihimizde var. istesekde istemesekde var. Sahip çıkmamız gerekir. Ama bu lükse katlanıyorsak eğer kendi içimizde yargılamalıyızda.
Topal osman ağa mahalle çeteciliği yapmış zamane serserilendirdir. Bunu herkes bilir kabul eder. daha sonra bedeli ödendiği halde askere gider. Atatürk'ün karadeniz bölegesindeki kurtuluş mücadelesinde büyük rol oynar. Ama savaş kurallarını hiçe sayar ve insanları canlı canlı ateşe atarak öldürür. Belki yaranmak belki yinede cahiliyet karar veremedim, Atatürk'ün her dediğini yapar hatta bu en iyi arkadaşını öldürmeye kadar gider.
Ama hıyanete uğrar. belki de kendisine hiç rastlamayacağını zanneden hıyanet ensesindedir. Ölüdürme kararları çıkartılır. Kaçmak nereye kadar onuda tarih şuan bize gösteriyor.
Şuan hala karadenizli olsun olmasın birtakım atatürkçü kesim, topal osman ağayı atütürkün canına kastettiği için öldürüldüğünü empoze etmeye çalışmakta. Ama kimse ne topal osmanın kullanıldığını, hıyanete uğradığını nede topal osmanın savaşmayı katilce uyguladığını, yakarak acımasızca öldürdüğünü kabullenmekte.
Saygılar.
Logged
Türkçülük = Kürtçülük
Türk Faşizmi = Kürt Faşizmi
kartal306
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #14 :
17 Aralık 2006, 11:52:38 »
yapılmayan bişey yüzünden suçlanmıyormu? türkiye suçlanıyor(ermeni soykırımı)ben bunuda ona benzetiyorum
Logged
sade_kahve
Giresun Yaşam Portalı
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 982
Genel Yönetim
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #15 :
17 Aralık 2006, 12:23:19 »
Önce yazarın Kısa Hayatını yazayım:(Kendi sitesinden alıntı)
CEMAL ŞENER KİMDİR?
1951 Erzincan Merkez-Güllüce doğumlu.
İlk, orta ve lise öğrenimini Erzincan�da tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü�nde Erzincan�ın Demografik Yapısı tezi ile lisans, İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi�nde Çerkes Ethem Olayı tezi ile yüksek lisans yaptı.
Alevilik Olayı�nı doktora çalışması olarak sürdürürken, Siyasal Bilimler Fakültesi�ndeki görevinden YÖK nedeni ile 1983�te ayrıldı.
Türkiye�nin toplumsal yapısı ile ilgisi çalışmalarını sürdürmektedir.
Yayınlanmış Yapıtları
1) Alevilik Olayı (35. Baskı)
2) Şamanizm (13. Baskı)
3) Aleviler'in Etnik Kimliği (2. Baskı)
4) Türkiye'de Yaşayan Etnik ve Dinsel Gruplar
5) Osmanlı Belgeleri 'nde Aleviler Bektaşiler (1) - (2) Kitap
6) İbni Haldun'un Hayatı ve Düşünceleri (2. Baskı)
7) Osmanlı Belgeleri'nde Dersim Tarihi
Osmanlı Belgeleri'nde Diyarbakır Tarihi
9) Çerkeş Ethem Olayı (10. Baskı)
10) Topal Osman Olayı (10. Baskı)
11) Atatürk ve Aleviler (10. Baskı)
12) Yaşayan Alevilik (7. Baskı)
13) Alevi Sorunu Üstüne Düşünceler (5. Baskı)
14) Şeriat ve Alevilik (4. Baskı)
15) Alisiz Alevilik Olur Mu? (3. Baskı)
16) Bihatayık, Evladı Kerbelayık (3. Baskı)
17) Anadolu 'da Alevi-Bektaşi Dergâhları (2. Baskı)
18) Şaha Doğru Giden Kervan (3. Baskı)
19) Benim Kâbem insandır (15. Baskı)
20) Aleviler Ne Yapmalı (3. Baskı)
21) Anadilde İbadet (2. Baskı)
22) Alevilik Dersleri (1)
23) Alevilik Dersleri (2)
24) Alevi Törenleri (7. Baskı)
25) Alevilik Üstüne Ne Dediler (5. Baskı)
26) Türkler'de Çadır (2. Baskı)
Cemal Şenerin Eleştiriye yanıtı direk alıntı yapıyorum yine. Ama yazarımzın kitabında yanlı olduğunu sölemem için burda ufak bişey var dikkatli okursak. Yazar onlarca kişi binlerce kaynak ve olay yerin incelemeden bahsediyor yanlız okadar kişiyle konuşan yazarımzın kitabın son kısmında yayınladığı 4 kişi nasıl oluyorda hepsi onun görüşünü destekliyor ben burda bi düşünürüm çunku Giresundan bu 4 kişiyi bulmak bile zordur yorum sizin .saygılarla..
TOPAL OSMAN OLAYI�� KİTABINA ELEŞTİRİYE YANIT..
.
�Topal Osman Olayı� adlı araştırmam kitap olarak yayınlanalı tam 10 yıl oldu. İlk basımı 1992 de yapılmıştı. Bu kitabı en çok Giresunlular, Osman Ağa�nın hemşehrileri sevdi. Kitap bugüne dek 5 baskı yaptı. Yani yaklaşık 25 bin kitap okuyucuya ulaştı. Buna; Cumhuriyet gazetesinin güzel bir hizmeti olan �Aydınlanma Dizisi�nde yayınlanması sırasındaki yaklaşık 55 bin adet basımı da eklenince toplam 80 bin adet �Topal Osman Olayı� kitabının okur eline ulaştığını söyleyebiliriz. Bu sayı böyle bir kitap için minik bir �rekor� sayılabilir.
Yayına sunulan her kitabın beğeneni, seveni, öveni olduğu gibi beğenmeyeni, sevmeyeni, eleştireni de olabilir. Bu durum gayet anlaşılır bir durumdur.
Bundan sanırım 2 yıl önce, Konrat- Adeneor Vakfı�nın Antalya- Side�de düzenlediği bir yuvarlak masa sempozyumuna katılmıştım. Değerli bilim adamı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı�da vardı. (Işık içinde yatsın) ABD�de doktorasını yapmış genç bir sosyal bilimci ile yan yana oturmuştum. Kendisi o sırada Ankara- ODTÜ�de öğretim üyesi idi. Kendisi ile ilk defa karşılaşıyordum. Masada ismimi okuyunca; �Cemal Şener bildiğimiz Cemal Şener mi Hani Çerkes Ethem Olayı, Topal Osman Olayı kitaplarının yazarı olan mı?� Diye sevinç ve şaşkınlık ile sormuştu. Bende evet demiştim. O�da bana; �Siz benim hayatımı kurtardınız biliyor musunuz� demişti. Neden diye sorunca; kendisinin ABD�den ODTÜ�ye geldiğinde �Mahalli Tarih� çalışması yaptığını bu konu ile ilgili hiç çalışma, belge, bilgi olmadığını, bu alanın çok ihmal edilmiş, bakir bir alan olduğunu söyledi. Ardından da; �Sizin Topal Osman ve Çerkes Ethem kitapları bu çalışmada benim hayatımı kurtardı. Bu kitaplarla tanışmasaydım bu tür Sosyal Tarih çalışmasından vazgeçecektim. Size bu nedenle çok şey borçluyum. İyiki o çalışmaları yapmışsınız� dedi. Elbette bu konuşma beni mutlu etmişti.
Ülkemizde, gerçekten bu tür çalışmalar yok denecek kadar azdır. İnsan araştırıcı olarak adeta; �iğne ile kuyu kazmak� zorunda kalır. Bu tür çalışmaları sürdürmek için ekonomik ve sosyal olanakların dışında; �Eyüp sabrı� ve kalplere sığmayacak �bilim aşkı� gereklidir.
Çerkes Ethem Olayı kitabı, siyaset bilimi disiplininde benim master tezim idi. Konu ile ilgili bu güne kadar yayınlanmış kitap sayısı üçü geçmez. Topal Osman Olayı ile ilgili de bugüne kadar yayınlanmış benimki dışında iki kitap vardır. Birincisi; yörede Giresun�da bir öğretmen Erden Menteşoğlu�nun yazdığı bir kitapçık. Diğeride Kadir Mısırlıoğlu adlı bir yazarın yazdığı, Topal Osman ve Mustafa Kemal karşıtı bir kitaptır.
Topal Osman Olayı kitabının araştırma safhası yaklaşık beş yıl sürdü. Tahminen 5- 6 kez bölgeye gittim. Sahada bizzat gözlemlerde bulundum. Yaşlı kuşaktan onlarca kişi ile konuştum. Halk arasında değişik kesimlerden insanları dinledim. Bu gözlemlerden dört kişi ile yaptığım söyleşiyi fotoğrafları ile kitabın ekler bölümüne koydum. Konu ile ilgili adeta bir �Osman Ağa Fotoğraf Arşivi� oluştu. Konu ile ilgili direkt veya dolaylı ulaşabildiğim tüm kaynakları okudum.
Topal Osman Olayı ile ilgili; TBMM tutanakları ve konu ile ilgili yayınlanmış tüm kitaplara başvurdum. Bu durum kitabı okuyanlarca görülecektir. M.Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy, Rıza Nur, Falih Rıfkı, Rauf Orbay, Mahir İz, Feridun Kandemir, Mahmut Goloğlu, Hasan İzzettin Dinamo, Sabahattin Selek, Doğan Avcıoğlu, Tevfik Bıyıklıoğlu başvurduğum kaynaklardan bazılarıdır.
Kitap 208 sayfa olup iki bölümden oluşuyor. Birinci Bölüm; 122 sayfa. 52 dipnot kaynakça ile anlatım kısmını oluşturuyor. 90 sayfa ise �belgeler� kısmını oluşturuyor. Bu kısımda röportajlar dışında Türkiye�de latin harfleri ile bu kitaba konuluncaya dek hiçbir yerde yayınlanmamış Osmanlıca�dan çevrilmiş toplam 41 belgeden oluşuyor. Bu belgelerin 31 tanesi �Atatürk Arşivi�nden alınmış Osmanlıca ve çevirisi yer alan belgelerdir. 10 tanesi ise o yıllarda Osmanlıca çıkan yani; 1922,1923 yıllarında yayınlanan gazeteler olan �İleri�, �Vakit�, �Vatan�, �Tevhid-i Efkar� gibi gazetelerde konu ile ilgili çıkan haber, yorum, köşe yazısı ve röportajlardan oluşuyor. Bunlar arasında; Suphi Nuri İleri�nin, Ahmet Emin Yalman�ın, Ahmet Şükrü�nün yazıları ilk defa latin harfleri ile bu kitapta yayınlandı. Ahmet Emin Yalman�ın �Osman Ağa İle Mülakat� adlı söyleşi ilk defa yayınlandı. Tümü yıllarca süren arşiv çalışmalarının , emeğin ürünüdür.
Kitabın tümü okunduğunda; Karadeniz�deki Kuvayi Milliye�nin Emperyalist işgale ve yerli işbirlikçilerine karşı Topal Osman önderliğinde verilen dişe diş bir mücadele olduğu görülecektir. Topal Osman, Karadeniz�de Mustafa Kemal�e verdiği �ikrar�ını hiçbir şartta bozmamış ve �ikrar� uğruna günü gelmiş ölümü bile göze almıştır. Topal Osman, Karadeniz sahilinde; ulusal direnişin, laikliğin, Cumhuriyetin bayrağını yükseltmiş bir Kuvayi Milliye komutanıdır. Hataları olmamış mıdır? Olmuştur. Onlar eleştirilmez mi , elbette eleştirilir. Kutsalların bile eleştirildiği dünyalılarca, sosyal ve siyasal önderler eleştirilmez mi? Elbette eleştirilirler.
CUMHURİYET GAZETESİ�NDE TOPAL OSMAN OLAYI
Cumhuriyet gazetesi, �Aydınlanma Dizisi� adını verdiği dizide önce benim yazdığım; �Çerkes Ethem Olayı� adlı kitabımı ardından da, �Topal Osman Olayı� adlı kitabımı verince bazı kişiler bu durumdan rahatsız oldular.
Özer Ozankaya, �Bildiren� dergisinde �Topal Osman Olayı� kitabı ile ilgili yazısını başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere bazı dergilere gönderiyor. Bunların çoğu yazıya sayfalarında yer vermiyor. Bu yazıyı �Bildiren dergisi� yayınlanmaya değer görünce haberdar oldum. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle Haziran- Temmuz 2001 tarihinde yayınlanan yazıyla bir yıl sonra olsa da düşüncelerimi okuyucu ile paylaşmak istiyorum.
Özer Ozankaya�yı 1968�li yıllardan beri tanırım. Yazdıklarını izlerim. Benim babam yaşındadır. Yaş olarak hocam sayılır. Doğrusu bu denli ham, hafif bir eleştiriyi Sayın Ozankaya�dan beklemezdim. Cumhuriyet gazetesi ile ilgili bir problemi varmı, yokmu bilmiyorum. Ama o problemde restleşmeyi benim üstümden yapmamalıydı.
Gelelim Ozankaya�nın eleştirilerine... Topal Osman Olayı kitabı için diyorki; �değil Cumhuriyet Aydınlanma Dizisi�nde yer almak herhangi bir kitap olarak basılmaya bile değmeyecek bir yayın.�
Sevgili okuyucu, Tanrılar bizi Özer Ozankaya ve O�nun gibilerin demokrasi ve düşünce özgürlüğü anlayışından korusun.
Bir kitaptaki bazı düşünceleri beğenmeyebilirsiniz. Medeni tavır o düşünceleri eleştirmektir. Ama onu yasaklamak değildir. Üstelik Cumhuriyet gazetesi Yayın Kurulu�nu ve başta değerli yazar İlhan Selçuk�u da bu kitabı adı geçen dizide yayınladıkları için eleştiriyor. Bu kadarla da yetinmiyor, Atatürkçülük, laiklik, demokrasi, düşünce özgürlüğü adına O�nları yönlendirmeye çalışıyor. Hem de bu yanlış tercihlerinde onları kınıyor. �herhangi bir kitap olarak basılmaya bile değmeyecek bir yayın�, basmakla ne denli büyük bir �günah� işlediklerini yazarak sadece yazarı değil, Yazı Kurulu�nu da küçümsüyor. Düzeylerini basite, hafife alıyor. Kraldanda kralcı bir tavır alıyor.
Kitabı hazırlarken hangi kaynaklara başvurduğumu sizlere vermeye çalıştım. Ama Sayın Ozankaya kitap için eleştirisinde; �Her şeyden önce ciddi herhangi bir kaynağa dayanmadığı gibi� diyor. Halbuki, kitabın 208 sayfasının 90 sayfası konu ile ilk defa yayınlanan orijinal kaynaklardan oluşuyor. Diğer metin kısmı ise yine konu ile ilgili önemli olan tüm kaynakları okuyucu ile paylaşıyor. O halde Sayın Ozankaya�nın amacı emek verilerek üretilen bağın üzümünden tad almak değil, yemek değil, amaç her şartta bağcıyı küçümsemek, aşağılamak yani dövmek... Böylece kendi �önemi� artmış olacak.
Topal Osman Olayı kitabı 1992 yılında yayınlandı. Bizde nasılki Doğu Anadolu�lu veya Güneydoğu Anadolu�lu olan herkese Kürt gözü ile bakılırsa yakın zamana kadar hatta şimdi bile Karadeniz�li olan hemen hemen herkese ise Laz gözü ile bakılıyordu. Yirmiyi aşkın araştırma kitabının yazarıyım. Kitap yazılırken izlenmesi gereken metodolojiyi iyi bilirim.
Kitabımda; Topal Osman Olayı ve Ulusal Mücadele�nin örgütlenmesi öncesi kısaca Karadeniz Bölgesi Tarihi�ni okuyucuya genel kültür olarak vermek istedim. Böyle olunca Karadeniz�in Tarihi�nde Lazları, Gürcüleri, Rumları v.s. görüyorsunuz. Gündeme Karadeniz�in etnik ve dinsel yapısı ve değişimi geliyor. Bu durumu kısaca araştırmama yansıttım.
Bu bilgileride aldığım kaynakları belirterek verdim. Örneğin; Lazların Tarihi ile A. Tandilava/ M. Vanilişi�nin kitabını Evliya Çelebi�yi, Claude Cahen�i, Prof, Dr. Faruk Sümer�i, Prof. Dr. Tayyip Gökbilgin�i, Prof. Dr. Micharl T. Mecher�i, Trabzon Tarihi�ni (1954) yazan Kemal Karadenizli�yi, Of Tarihi�ni yazan Hasan Umur�u, ünlü coğrafyacı Strabo�yu, Ksenefon�u, Ebul Feda ve İbni Sait gibi Arap tarihçileri, Bryer, Bedii, Kartlisa gibi klasik tarihçileri kaynak olarak verdim. (Belki yeni baskılarda tarihçe ile ilgili bu bilgilere gerek olmayabilir.)
Sayın Ozankaya; Laz kelimesinden rahatsızlığını ifade ediyor. Halbuki Evliya Çelebi; Trabzon için �Laz Vilayeti� diyor. Osmanlı�da Doğu Karadeniz�e �Lazistan� deniyor. Atatürk Arşivi�nde Doğu Karadeniz ile ilgili yazışmalarda �Lazistan Mebusu� ifadesi kullanılıyor. Örneğin; Atatürk Arşivi�nde , 14.01.1921 de Rize�den �Mustafa Kemal Hazretleri�ne başlığı ile �Lazistan Mebusu Osman� imzalı yazı gelebiliyor. TBMM�de Ziya Hurşit ve O bölge milletvekillerine �Lazistan Mebusu� deniyor.
Sayın Ozankaya, eleştirdiği kitabın yazarını ise hiç tanımadan çala kalem eleştiri yazmıştır. Çünkü tanısa etnik ve dinsel ayrımların siyasallaştırılmasına ne denli karşı olduğunu hem çeşitli yazılarında hemde YÖN FM de yaptığı onlarca radyo programında bilgilenebilirdi. Bu bilgilerden nasiplenmediği için aslı astarı olmayan eleştiriler yapmıştır.
�Vahidettin�in, Mustafa Kemal�i İngilizlere karşı savaşmakla görevlendirdiğini öne sürüyor.� Diye benim yazdıklarımı yorumlaması ise bilgisizlik değilse art niyetten başka bir şey değildir. Bu olayı yıllardır Ozankaya�nın iddiasının tersini savunan biriyim. Laz ve Pontus konusundaki iddialar gibi bu konudaki spekülatif iddialarda ,Topal Osman kitabı okunduğunda asılsız olduğu görülecektir.
Araştırmamda; Mustafa Kemal- Ali Şükrü çatışması ve Topal Osman�ın Ali Şükrü�nün hayatına son vermesi olayı da nesnel bakış açısı ile verilmeye çalışılmıştır. Sayın Ozankaya�nın bu konudaki eleştirisi de hiçbir maddi kaynağa, diğer iddiaları gibi dayanmamaktadır. O�nun bu kitaba karşı ön yargılı yaklaşımı kitapta 90 sayfalık 1. El belgeler olduğu halde O, bu belgeleri ; �kimi belge fotokopileri, yazarın asıl amacının ne olduğunu örtmeye yetmeyecek iğretilikler olarak sayılmak gerekir� demes i ile daha da sırıtıyor.
Neymiş yazarın �iğretilikleri�. Topal Osman konusu ile ilgili Türkiye�de ilk defa 208 sayfalık bir kitapta 90 sayfalık 1. Elden kaynağı okuyucu ile paylaşmak mı? Yoksa; �iğretilik� sözcüğü ile anlatılmak istenen böyle bir çalışmaya Sayın Özer Ozankaya�nın bakış açısı mı? İkinci seçenek olayı ifade için daha uygun bir seçenek gibime geliyor.
Sayın Ozankaya eleştirisini; �demokratik Türkiye karşıtı bu tür yayınlar...� diyerek kitabımı itham etmektedir. Tabi burada birincisi; Sayın Ozankaya�nın demokrasi anlayışı ortaya çıkıyor. İkincisi ise, her nedense benim kitabımı ve yazarını �demokratik Türkiye karşıtı� diye birilerine hedef gösterme, karalama, çamur atma çabasının çok açık olarak görüldüğüdür.
Sayın Ozankaya�nın bu tür yayınları �Türkiye karşıtı� görmesi kendisinin ne kadar çok �demokrat�olmasında yatmaktadır. Ama yazarın �demokratik Türkiye karşıtı�görmesi ciddi bir suçlamadır. Bu suçlamayı yapan bu iddiasının altında ezilmek zorunda kalır.
Çünkü; Türkiye kamuoyu; gardrop Atatürkçüleri�nide tanır, çeşitli menfaat guruplarının çıkarları gereği Atatürk�ü ve laik Cumhuriyeti savunanları da tanır. Ahmet Yesevi�nin, Hacı Bektaş Veli�nin Anayurttan Anadolu�ya getirdiği, Anadolu�da Türkmen karşıtı her tür zorba düzene karşı Celalileri ve onların torunları olan geleneği de iyi tanır.
Cemal Şener ve onun gibileri; Anadolu�da her tür karanlık gidişe karşı büyük Türkmen kocası Pir Sultan Abdal�ın, Karacaoğlan�ın, Dadaloğlu�nun ve son Celali Mustafa Kemal�in aydınlanmacı geleneğinin iz sürücüsüdürler. Devşirme aydın, devşirme laik, devşirme Cumhuriyetçi ve devşirme demokrat değil, adeta genetik Cumhuriyetçi, genetik laik, genetik demokrat, ve genetik Kemalist�tirler. Bu böyle bilinmelidir. Kimin ��demokratik Türkiye karşıtı�� olduğunu dün; Kuvvayi Mücadele günlerinde gördüğümüz gibi , bugünde 28 Şubat�ta da yine Kuvvayi Milliyeci geneneğin karşısında görüyoruz. Bu durum gerçek yurtseverlerin gözünden kaçmamıştır.
«
Son Düzenleme: 17 Aralık 2006, 12:44:12 Gönderen: sade_kahve
»
Logged
Gönül denizdir, dil ise kıyı; denizde ne varsa kıyıya o vururmuş.
Giresun'un Yaşam Portalındasınız İyi Eğlenceler....
http://www.fotokaradeniz.com
http://www.ciceksatis.com
http://www.girgir.gen.tr
http://www.masifsanmobilya.com
http://www.mutfakdolabi.gen.tr
http://www.amerikankapi.biz
http://www.amerikan-panel-kapi.com
http://www.turkpatent.tv
http://www.iso-belgesi.info
http://www.tse-belgesi.com
Bayrağı bayrak yapan üzerindeki kandır. Toprak uğrunda ölen varsa vatandır.
Abdulmuttalip Onay
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Borsa, spor, hayvanlar, kitap ve satrancı severim.
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #16 :
17 Aralık 2006, 13:12:54 »
Sayın Arkadaşlar;
Ben daha fazla şey eklemek istemiyorum, ama gördüğüm kadarıyla, özellikle sade kahve ile burak kerasus başta olmak üzere, katılımcıların gayretiyle mükemmel bir topiğe imza atılmış görünüyor. Unutmayın, insan bir şeyi eleştiriyorsa, sevdiği, onun ilerlemesini istediği içindir. Kötü niyetli olmadığımın anlaşılması, sizin de iyi niyetli olduğunuzu gösteriyor.
Ben, her zaman, her yerde, düşüncelerin, ama ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, özgürce savunulmasından yana olduğumu belirtmişimdir. Bu arada, burak kerasus arkadaşın çok güzel ifade ettiği gibi, her devrin özel koşulları vardır.
Dilerim, forumunuzdaki bütün topikler böyle medeni bir çerçevede gelişir ve büyük özverilerle bir şeylerin yapılmaya çalışıldığı siteniz de hak ettiği ilgiyi görür ve de sponsorlar ve reklamlar açısından sıkıntı yaşamaz.
En iyi dileklerimle...
Logged
En büyük risk, risk almamaktır. Risk almak da hisse senedi almaktır; karekök almak değil.
sade_kahve
Giresun Yaşam Portalı
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 982
Genel Yönetim
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #17 :
17 Aralık 2006, 13:41:02 »
Sn Abdulmuttalip Bey;
Bu forumda hiç bir konu terbiye seviyesini geçmedikçe ve sempatizanlik yapılmadıkça silinmez. Bu aradaki amaç zaten birşeyleri paylaşıp tartışıp doğruyu bulabilmek.. saygılarla...
Logged
Gönül denizdir, dil ise kıyı; denizde ne varsa kıyıya o vururmuş.
Giresun'un Yaşam Portalındasınız İyi Eğlenceler....
http://www.fotokaradeniz.com
http://www.ciceksatis.com
http://www.girgir.gen.tr
http://www.masifsanmobilya.com
http://www.mutfakdolabi.gen.tr
http://www.amerikankapi.biz
http://www.amerikan-panel-kapi.com
http://www.turkpatent.tv
http://www.iso-belgesi.info
http://www.tse-belgesi.com
Bayrağı bayrak yapan üzerindeki kandır. Toprak uğrunda ölen varsa vatandır.
EspiyeLii
Geçerken Uğrayan
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 70
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #18 :
18 Aralık 2006, 19:10:56 »
ben giresunlu olmakla ve osman ağanın torunun olmakla gurur duyuyorum
Logged
NEYİNE GÖNÜL VEREYİM DE GET YALAN DÜNYA ...!!!
oz_kurt
Site Sakini
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 363
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE C*
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #19 :
23 Aralık 2006, 00:25:25 »
BU VATANA GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIŞAN ATAMIZ OSMAN AĞA KADAR HEPİMİZ ÇOK UFAK BİR PARÇA HİZMET YAPSAYDIK BU VATANA BU GÜN TÜRKİYE ÇOK FARKLI YERLERDE OLURDU,AB PEŞİNDE KOŞMAZDI AB BİZİM PEŞİMİZDE KOŞARDI AMA BİZLER NE YAPTIK NUTUK ATIM,SAYIKLADIK, OSMAN AĞA VE OSMAN GİBİ CENGAVERLER İNANARAK VATAN MİLLET SEVİGİSİYLE YAŞADILAR,HİÇ BİR MENFAAT BEKLEMEDEN CEHPEDEN CEPEYE KOŞTULAR,ATAMIZ OSMAN AĞA GAZİ OLDUKTAN,SONRA BİLE CEHPELERDE BOZKURTÇASINA ÇARPIŞTI,İÇİNDEKİ VATAN AŞKINI GÖRMEYENLER BENCE KÖRDÜR, ONLAR GÖREVİNİ YERİNE GETİRDİLER YA BİZLER NE YAPIYORUZ BU VATAN İÇİN ÖNCE BUNU SORALIM SONRA BU EŞSİZ KAHRAMANLARI ELEŞTİRELİM C* OSMAN AĞA VE GİRESUNLULAR ERDEN MENTEŞEOĞLU C* BU KİTABI OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM SAYGILARLA C*
Logged
Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Barahan
Yeni Üyemiz
Offline
Mesaj Sayısı: 6
Ynt: TOPAL OSMAN AĞA
«
Yanıtla #20 :
24 Aralık 2006, 18:46:35 »
Resmi tarih ve RızaNur çelişiyor. Resmi tarihe inanırsanız hain. Rızanur'a inanırsanız kahraman. Mesela resmi tarihe göre İnönü Malatyalı. Ama Bitlis nüfus kayıtlarının neden yakıldığını bilen var mı? Vatansever Kazım Karabekir'e göre mücadele o Erzurum'a gittikten sonra başladı. Ama resmi tarihe göre Atatürk Samsun'a çıktıktan sonra. Resmi tarihte Hamidiye zırhlısı Trabzon'a dayandığında Trabzonlunun "atma hamidiye şapka da giyeceğum, vergi de vereceğum, askere de gideceğum" manisi :-) yazmaz. Mesela Sovyet resmi tarihinde hiç Türk diplomat bürokrat yoktur. Ama gerçekte mahkeme kayıtlarında kurşuna dizdirilme nedenleri ve diplomat ünvanları vardır. Resmi tarih Satvet Lütfü Tozan'ı da tanımaz. Resmi tarih cumhuriyet dönemindeki bir çok adamın kitaplarını yalanlar. Rauf Orbay, Kazım Karabekir, RızaNur, Satvet Lütfü Tozan ve bir çok insan.
Şimdi Osman Ağa'ya gelince Atatürk'ün muhafız alayı komutanıdır. Öldürdüğü adam da Mustafa Kemalle sorunları olan bir adamdı. Ama kanuna aykırı olduğu için bu yüzden de arama emri çıktı. Topal Osman köşkü bastı. Mustafa Kemal çarşafla kaçtı. Topal Osman öldürüldü. Bence burada sadece yasadışı bir hareket ve cezası var. Abartıp işi Rumlara, Kürtlere ve Ermenilere getirmek çok da doğru değil. Her şeye rağmen kahramandır. Hem Ermenileri daha çok Kürtler öldürmüştür. Cezasını da biz çekmek üzereyiz.
Logged
Abdulmuttalip Onay
Yeni Üyemiz
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Borsa, spor, hayvanlar, kitap ve satrancı severim.